Hukuk ve Teknoloji: Collingridge İkilemi
Konu: Kural koyucuların bugünlerde en sık karşılaştığı eleştiriler hukukun teknolojiye yetişemediği, hep geride kaldığı yönünde kaygılardan oluşuyor. Hukukçulardan (ya da geniş anlamda herhangi bir düzenleyici/kural koyucu kişi olabilir bu) beklenen temelde bir altın oran tutturmasıdır: karşılaşılabilecek problemleri engelleyecek kadar sıkı ol, ancak fazla sıkı olup yeni problemler çıkarma.
Değişkenliğin görece az olduğu alanlarda bu altın oranın tutturulması kısmen daha kolaydır, örneğin geleneksel aile yapısı ya da toplumsal kurallar daha yavaş değişen bir alan olduğundan Medeni Kanun’daki temel kurallar çok sık değişmez. Ancak hukukun teknolojik gelişmeleri düzenlenmekte zorlandığı bir gerçek – gerek gereğinden fazla düzenleyip yenilikçi iş modellerinin önünü kapayarak gerekse düzenlemeyip zararlı etkilerin önünü açarak. Peki teknoloji söz konusu olduğunda kural koyucular neden tökezliyor?
Tempo Problemi: Aslında esas problem kural koyucuların teknolojiyi kavrayamaması değil, yavaş kavramaları; başka bir deyişle burada bir tempo problemi (pacing problem) var. Düzenlenecek şey hakkında yeterli veri, gözlem ve deneyim bulunduğu taktirde ‘altın oran’a uygun bir kural koymak kural koyucu için zor değil. Ancak dünya genelindeki teknolojinin değişim hızı, olağan kanun yapma metotlarının işlevsel bir şekilde işletilebilmesi için fazla yüksek. Ekonomist Larry Downes'un “The Laws of Disruption” adlı kitabında yazdığı gibi: “teknolojideki değişim katlanarak artarken; sosyal, ekonomik ve hukuki sistemlerin değişimi aşamalı olarak artar”.
Collingridge İkilemi: Hukuk ile teknolojinin yaşadığı bu tempo probleminin toplum üzerindeki etkisini en basit şekilde özetleyen kuram bence “Collingridge İkilemi”. İngiliz toplum bilimcisi David Collingridge’in ortaya koyduğu ikileme göre;
- Herhangi bir teknolojinin emekleme çağında, teknolojinin etkileri iyi bir şekilde anlaşılmadığından bu teknolojinin düzenlenmesi için bir ihtiyaç ya da talep olmayacaktır. Bu yönde bir talep olduğunda da aceleci davranılırsa, ilgili teknolojik gelişmenin olası etkileri iyi bir şekilde çalışılmamış olduğundan düzenlemeler yapılırken teknolojinin negatif etkileri ıskalanıp yeterli düzenlemeler yapılamayacak veya çok sıkı kurallar konacak ve teknolojik gelişmenin önü tamamen kapanacaktır.
- Diğer yandan, eğer teknolojinin düzenlenmesi için etkilerini gözlemlemek için uzun süre beklersek bu sefer de o teknolojinin hayatımıza ekonomik ve sosyal açıdan yerleşmesi söz konusu olacak, kurallarla düzenlenmesi zor, masraflı ve zaman alıcı bir hale gelecektir (Uber ve Netflix’in –ve tabi bunların kullanıcılarının– Türkiye pazarına girdikten sonra yaşanan hukuki gelişmelerdeki durumlarını düşünün. Bir hukuki işlem ile bu büyük organizasyonların iş yapış biçimleri ve bu hizmetlerin kullanıcıların deneyimleri önemli değişikliklere uğradı).