Toplumsal Dönüşüm Alanı Olarak Sanat
Yıkıcı teknolojilerin tetiklediği içinden geçtiğimiz bu büyük dönüşüm; bizleri yeni bir duruş ve üslup edinmeye, sorunlara çözümsüzlükle karşılık vermek yerine, sunulacak çözümlerin bir parçası olmaya itiyor. Bu bağlamda sanat, insanın bir uzvu gibi, ilk zamanlardan bu yana, bir dışa vurum aracı teşkil etmişken, şimdi de benzer bir sancıya tercüman oluyor. Sanata dair herşey insandan doğmadır ve insana dair herşey sanatın konusunu oluşturmaktadır, yargısından hareketle sanat ve insan arasındaki bu son derece organik ilinti, teknolojik unsurların birçok perspektiften tetiklediği dönüşümü kapsamına alıyor.
Sanatın geniş kapsama alanı, aynı zamanda, sanatın üstlenmesi gereken rolü günümüz dinamikleri gözetildiğinde eskisinden çok daha önemli hale getirmiştir. Buna istinaden; söz konusu dönüşümü, sanatın tüm imkan ve unsurlarıyla eleştiriye açacak; bu dönüşüm, toplumsal ve kültürel yaşamı geri döndürülemez şekilde değiştirirken, ideal form ve biçimleri, dönüştürücü teknolojilerin süreç ve yöntemleri ile birlikte tartışacak ve öncelikleri belirleyecek bakış açılarına, sanatçı ve topluluklara ihtiyaç duyulmaktadır. Sanatı, bahsedilen tüm nedensellik ilişkilerinin tam da ortasında, eleştirel tavra kaynak ve yöntem olarak konumlandıracak bu bakış açısına duyulan ihtiyaç, eleştirel bir gelecek hayalinin en insani unsurunu teşkil edecektir.
Yukarıdaki amaçlara hizmet etmek ve bu gerekleri karşılamak üzere, çoğulcu ve kucaklayıcı bir yaklaşım ile;
- Yapay zeka, otonom arabalar, artırılmış gerçeklik gibi teknolojiler başta olmak üzere, toplumsal/kültürel yaşamın bu teknolojiler doğrultusunda nasıl değiştiğini,
- Yıkıcı teknolojiler toplumsal ve kültürel yaşamı değiştirirken, muhafaza edilmesi gereken değerleri,
- Bu teknolojiler ile birlikte büyük tartışmaları tetikleyen etik unsurunu,
- Sanat yoluyla eleştirel bir geleceğin nasıl kurgulanması gerektiğini ve
- Eleştirel duruşun, hükümet politikalarına ve toplum yaşantısına tesir edecek şekilde kurgulanma yöntemini,