Yeni Normale Uyum İçin Korkusuz Organizasyon
r
Değişim için farkındalığı nasıl kışkırtacağız? Etkilemek istediğimiz kitleleri nasıl duygusal açıdan olaya dahil edeceğiz? Önce dikkatlerini çekmeliyiz ya da birilerini bulup çektirmeliyiz… Aradığımız kişi, kişiler kültürel provokatörler; ana akımın dışında kalan fikirlerini korkusuzca söyleyebilenlerdir.
Farklılık yönetimini iyi yapan organizasyonlarda kültürel provakatörler daha kolay yetişirken, gelenekselci kurum kültürlerinde bir provakatörün ayağa kalkıp muhalefet etmesi, muhalif duruşundan sonra organizasyonda kalması kolay değildir. Önce muhalefet ettiği konudan fayda sağlayacaklar tarafından aforoz ediliyor; güvenli iş tanımlarının dışında bir ses, hele de mesleklerin değiştiği, sistemlerin dijitalize edildiği, Corona’ya rağmen uzaktan da olsa pozisyonların korunmaya çalışıldığı bu dönemde ateşe ilk atılacakların en önüne yer alıyor.
İşte, tam bu noktada devreye yeni dijital çağın dönüştürücü lideri (transformational leader) giriyor. Dönüştürücü liderler yaratmak istedikleri değişim için yaşanacak süreci daha kolay ve etkileyici anlatmak konusunda hikayelerden faydalanır. Hikaye anlatıcılığının sağladığı güç ile organizasyonu hedefe daha kolay odaklarlar. İşte dönüştürücü lidere yardım edip onun hikayesini daha da canlı kılacak, başını, sonunu değiştirip, geliştirecek olanlar organizasyondaki provokatörlerdir.
Kim kral çıplak diyecek?
Bu bağlamda düşünülebilir ki en kolay çözüm liderin kendisinin aranan provokatör olmasıdır. Ancak lider tek başına kaldığında, hikayesi kollektif yaratım sürecinin dışında kalır. İlk kıvılcımı yakan provakatörün, liderden sonra yeni sorunlar, yeni çözümler, yeni kaoslar yaratmak için “Kral Çıplak” diyecek bir güven ortamını yaratması çok önemli. Tepkileri kışkırtmak güzel ama kışkırtanın korunacağı bir mekanizmanın olması da en az onun kadar kritik. Hele de bizim gibi karizmatik liderlik tiplerini öne çıkaran, lider – çalışan etkileşiminden lideri onaylamanın en yüksek kazanımı sağladığı kültürlerde işimiz daha da zor… Provokatörlerin diğer çalışanları gücendirmekten, duyulmaktan korkmamasını sağlayacak güven ortamını sağlamak en hızlı çözüm… Peki, tüm organizasyonu, provoke etme riskini alacak kadar oyunun, hikayenin içine çekebiliyor muyuz?Günümüz organizasyonlarının en büyük sorunu olan çalışan sessizliğinin ilaçlarından biri de bu kültürel provokatörler olabilir mi?Sessiz çalışan kitleleri gün geçtikçe büyüyor. Tam bu noktada, okuduğum, bu ihtiyaca cevap verecek bir kitap önerim var size: The Fearless Organization. Amy Edmondson’ın, The Fearless Organization kitabında savunduğu tezleri bu videoda ana hatları ile anlatılıyor. Corana etkisini de bu videoda değerlendiriyıor. Amy’e göre;
Sessizlik ‘kaybetmemek için oynamak’ demektir. Konuşmak ‘kazanmak için oynamayı’ teşvik eder. Kazanmak sürekli öğrenmeyi gerektirir. Ancak sürekli öğrenmek ancak çalışanların fikir paylaşım, geri bildirim ve tartışma yaşamaktan korkmamaları ile gerçekleşebilir.Bunu sağlamak için Amy, liderlerin psikolojik rahatlığı ölçme ve geliştirmek için aşağıdaki on adımın izlemesini tavsiye ediyor. Ama hepsinden önce; “Motivasyon aracı olarak korkuyu ortadan kaldırın ve bu unsurları kurum kültürünüzün bir parçası olarak belirlemeyin.” önerisinde bulunuyor.
- Sahneyi Hazırla
“Biraz kışkırtıcı olmanın kimseye zararı yok ama organizasyonun geneline faydası çok…”Bu yazı alıntıdır.